Anasayfa / AMBALAJ / Dijital Baskı – Ambalaj Gittikçe Güç Kazanıyor
Tiziano Polito: “Bireysel müşteriler artık isteklerinde giderek daha spesifik oluyorlar… onlara ihtiyaçlarına uygun ürünler sunulmalı. […] Bu ambalaj üretimi devriminde ambalaj üreticilerinin tüm tedarik zinciri sistemlerini gözden geçirmeleri gerekecek.”

Dijital Baskı – Ambalaj Gittikçe Güç Kazanıyor

YAZAR: TIZIANO POLITO

Müşterilerin taleplerinin değişmesi, ayrıca kalite ve hız da yaşanan gelişmeler ambalaj baskısının da hız kazanmasını sağlıyor. Ambalaj üretiminde ilk defa tamamen dijital baskı ve sonlandırma hatları birkaç sene içinde kullanıma hazır olacak.

Dijital etiket baskısı son yirmi yıl içinde doğdu ve gelişti. Bugün neredeyse her baskı makinesinde elektrofotografik motorlar ya da inkjet baskı kafaları var. Bu da şaşırtıcı değil çünkü günümüzün dijital teknolojilerinin avantajları son derece fazla. Örneğin artık uygun fiyatlarla kısa tirajlar basmak mümkün (özellikle flekso ya da ofset gibi geleneksel süreçlerle karşılaştırıldığında) ve bu da kısalan tüketici ürün yaşam döngüsünü destekleyen önemli bir başarı faktörü. Ambalajın dijitale giriş yapma zamanı gerçekten de geldi. Tabi ki bu segmentte satılan dijital baskı makinelerinin sayısı hala etiket üretimi için satılan baskı makinelerinin sayısından çok daha az ama bu durumun kısa zamanda değişeceği anlaşılıyor.

Artan müşteri talebi şirketleri etkiliyor ve onları ürünlerinde farklılaşmaya, bireyselleşmeye ve kişiselleşmeye götürüyor. Bunun bir örneği ilk olarak Coca-Cola’da görüldü. Şirket Coke Light ve Coke Zero ürünlerini piyasaya sürdü. Bu ürünler şu anda ciddi bir potansiyele ulaştı ve artık Coca-Cola şekersiz, kafeinsiz veya vanilyalı, mürdümlü veya limonlu olarak alınabiliyor. Tüm bu ürünler de kendi içlerinde birçok alt boyut ve formatta satılıyor (33cl, 1l, 1.25l, 1.5l, ve PET şişelerde, ayrıca bardak ve teneke kutularda). Bu, bir markanın ürünlerini kendi avantajına olacak şekilde nasıl çoğaltabileceğinin çok iyi bir örneği.

Bireysel tüketiciler ise daha seçici hale geliyor… kendi ihtiyaçlarına uyan ürünler istiyorlar. ‘Share a Coke’, milenyum gençliğinin beğenisini kazanarak ve ‘ben, kendim ve şahsım’ hareketinin takipçilerine ulaşarak özelleştirme ve kitlesel-versiyonlamanın ne kadar başarılı olabileceğini gösterdi. ‘Share a Coke’ tabi ki bu alanda en başarılı örnek ama ürünlerini farklı ülkelerde farklı format ya da sunumlarda sunan birçok başka marka bulmak da mümkün. Bu ambalaj devrimi artık başladı ve artık sadece büyük şirketleri değil, reçel, enerji içeceği ya da cilt ürünleri gibi ürünlerin üreticilerini de etkiliyor. Buna e-ticaretin yükselişini de eklerseniz, talep üzerine üretimin başlamakta olduğunu görebilirsiniz. Örneğin önde gelen şişeleme şirketlerinden biri olan Krones Eylül 2017’de Münih (Almanya’da) ‘Talep Üzerine Şişeleme’yi sundu. Bu, her bir bireyin kendisine özel, aromalı bir içeceği -örneğin portakallı- 50 cl’lik bir cam şişe formatında sipariş etmesine olanak tanıyor. Ürün daha sonra tüketicinin talebine göre 1, 4 ya da 6’lı paketlerde kendisine gönderiliyor.

Mesela yoğurt şirketleri böyle yapabilir, müşterilerine kendi isteklerine göre istedikleri aromada meyveli yoğurt sipariş etme imkânı sunabilir. Bir gün binlerce ürün bu şekilde üretilip satılabilir. Bu metot envanter maliyetlerini azaltmak için bugün otomotiv sektöründe sıklıkla kullanılıyor. Dijital ambalaj sayesinde ürünler talep üzerine üretilebiliyor. Markalar ve baskı tedarikçileri, dijital metotları kullanarak piyasaya sunulacak yeni ürünleri test edebilir, aşırı risk ve maliyetten kaçınmak için esnek baskı tirajlarından faydalanabilir. Dijital baskının yakında ambalaja sıçrayacağını düşündüren diğer bir neden ise teknoloji. Son on yıl içinde baskı kalitesinde muazzam gelişmeler yaşandı. İster elektrofotografi ister inkjet olsun, çözünürlükte elde edilen sonuçlar çok etkileyici: 600’dan 1200 dpi’ye. Bu öyle iyi bir kalite ki sadece çok usta bir göz dijital ile ofset’in farkını anlayabilir. Bir de iyice ivme kazanan baskı hızı var. HP Indigo 2012 yılında, film ve kartonlara yönelik HP Indigo 20000 ve 30000 ile bu kapıyı açtı. 20000, 4 renkte dakikada 34 m hızına (3 renk emülasyon modunda 45 m/dk’a kadar çıkabiliyor) ve 30000 de 4 renkte saatte 3450 tabaka hızına (emülasyon modunda saatte 4600 tabaka hızına) çıkabiliyor. İnkjet de yetişmiş durumda. Örnekler arasında Eylül 2018’de lansmanı yapılan ve 4 renkle saatte 3600 tabaka basabilen ve B2 formatında piyasadaki en hızlı 4-renkli dijital baskı makinesi olma iddiasında olan Fujifilm Jet Press 750S var. Bobin baskı alanında ise Kodak, geniş bobinde (yani 650 mm bobin üzerinde) 600 dpi çözünürlülüğü, dakikada 300 m hızına ulaşan tek isim olmasıyla övünüyor. Bunun için Uteco gibi entegratörlerle geliştirdiği bir Stream teknolojisini kullanıyor. Elektrofotografiyle karşılaştırıldığında ‘çok uygun’ operasyonel maliyetler sunan Amerikalı şirket bir sonraki drupa’da Ultrastream teknolojisi sayesinde 1200 dpi çözünürlük sergileyeceğini duyurdu. Hepsinin ötesinde baskı hızı sayesinde direkt olarak geleneksel süreçlerle rekabet edebilecek. Dijital Bölüm OEM ortaklıkları müdürü Dan Denofsky, “20.000 m2’e kadar inkjet kullanmanın daha faydalı olduğunu hesapladık, o noktadan sonra flekso daha kârlı hale geliyor” diyor. Bu önemli çünkü yakın zamana kadar 10.000 m2 aşılmıyordu. Bugün birçok oyuncunun 5000 tabaka olarak belirlediği tabakadan tabakaya teknolojilerde bu sayı 10.000 tabakaya çıkabilir. Mevcut sektör dengesi değişiyor çünkü uzun zaman boyunca kısa baskı tirajlarına mecbur kalan dijital baskı giderek daha uzun tirajlara ve giderek daha büyüyen baskı işlerine geçiş yapmaya başlıyor. Bu durumun diğer bir nedeni ise pazarın artık uzmanlara ait bir bölge olmaktan çıkması. Koenig & Bauer, Heidelberg ya da Bobst gibi büyük geleneksel makine üreticilerinin dijitale girmesiyle ihtimaller çeşitlendi, rekabet kızıştı ve fiyatlar düştü. Hepsinden önemlisi bu genel üreticilerin dahil olmasıyla orta ve uzun tirajlara baskı know-how’ı ve genel bir kontrol gelmiş oluyor. Baskının kendisi herşey değil: bir makinede hızlı işlem yapabilmek için tabakayı nasıl tutacağınızı, çekeceğinizi bilmelisiniz. Büyük makine üreticileri bunu çok iyi bilirler.

Dijitalin gelişmesinin ardındaki üçüncü neden ise süsleme ve dönüştürme süreçleri. Etiketler ya da ambalajdan bahsettiğimizde yaldız ve kabartma eklenmesi genelde müşterilerin istediği bir şeydir, örneğin parfüm ve lüks mallar piyasalarını düşünebiliriz. Bu, çeşitli bira markalarında olduğu gibi seri üretim piyasasında ya da yüksek fiyatlı şekerleme ürünlerinin ambalajlarında görülebilir. Yakında, sahte ürünlere karşı hologramlar ve görünmez işaretler de kullanılmaya başlanacak. Bu anlamda ilaç sektörü gibi piyasalar oldukça zorlu koşullara sahip. Yakın bir gelecekte ambalaj ve marka deneyimini zenginleştirmek için metalik mürekkepli RFID antenler basmak gerekebilecek. Çünkü bunlar şu anda QR kodlarıyla sunulanlardan daha kolay iletişim kurabilir olacak. Ayrıca bugün halihazırda kullanılmakta olan bazı ambalajların Scodix ve MGI gibi şirketlerin teknolojileri sayesinde çok ilginç şekilde zenginleştiğini de unutmayalım. Örneğin bu teknolojiler sayesinde saatte 4000-5000 tabaka hızında görsel ve dokunsal efektlerle ambalaj basılabiliyor (kabartma, metalizasyon ve 3D lâk). Kesim ve katlamada, Highcon da aynısını yapıyor ve saatte 5000 tabaka hızına ulaşıyor. Bu henüz yaygın olmasa da, kısa bir süre sonra malzemenin – ister film, ister kâğıt, kompleks ya da oluklu karton tabaka ya da bobin olsun- başarılı bir şekilde basıldığı, süslemelerinin yapıldığı, daha sonra kesildiği hatların ortaya çıkacağını görebiliyoruz. Tüm bunlar %100 dijital bir süreç içinde gerçekleşecek.

Çok önemli bir husus da bunun 20.000 m2 ya da 20.000 tabaka tirajlarında ekonomik olarak kârlı olacak olması. Bu hacim ötesinde flekso ya da ofset teknolojilerini kullanmak daha mantıklı olacak.

Ancak bu ambalaj üretimi devrimi için ambalaj matbaalarının tüm tedarik zinciri sistemlerini gözden geçirmeleri gerekecek. Baskı tirajları çeşitlendikçe şu anda kullanılanlardan çok farklı çeşitli akışların, malzemelerin, tüketim malzemelerinin ve bitmiş ürünlerin gözden geçirilmesi gerekecek. IT’e yatırım ve yeni yetenek dallarına sahip insanlar gerekecek. Bu da hem matbaalar hem de müşterileri anlamında A’dan Z’ye bir değişim demek.

2016’da drupa’nın sloganı ‘geleceğe dokunun’ idi. Ama 2021’de ziyaretçiler ‘geleceği kucaklamalı’. 2021 drupa ziyareti hiç olmadığı kadar ilginç olacak çünkü sektörün dönüşümü beklenenden daha hızlı gerçekleşiyor.

Fuar, konuşmalar, tartışmalar, rehberli turlar ve sergilerle önemli trendlerin dijital yönetime nasıl başarılı bir şekilde entegre edilebileceğini gösterecek, ki bu entegrasyonu er ya da geç her şirket yapmalı. Dolayısıyla evet önümüzdeki birkaç yıl içinde ambalaj üretiminde kullanılacak %100 dijital baskı ve sonlandırma hatları hazır olacak.

 

 

#drupa #fuar #ambalaj #dijitalbaskı #matbaa

İnceleyin

ALON BAR-SHANY: “HP, Dijital Baskıda Yeni Bir Çağ Başlatıyor”

Hızlı büyüme fırsatları sunmak için tasarlanan yeni beşinci ve altıncı nesil HP Indigo dijital baskı ...