Anasayfa / AKTÜEL / Seksen Yıl Önceden Gelecek Seksen Yılı İnşa Eden Kurallar

Seksen Yıl Önceden Gelecek Seksen Yılı İnşa Eden Kurallar

“Garajın 6 nolu kuralı: Başarılı olup olmadığını müşteri belirler. Müşteri senin ürününü daha çok satın aldıysa başarılı olmuşsundur. Siz istediğiniz hedefi koyun gerçekleştirin ya da gerçekleştirmeyin sonuçta pazarda daha çok satılan marka olmuşsanız müşteri başarınızı belirlemiş demektir.”

1939 yılında Palo Alto’da bir garajda Bill Hewlett ve David Packard tarafından kurulan Hewlett Packard (HP) 2019’da sekseninci yılını kutladı. 2019 HP Türkiye için de otuzuncu yıl demekti. Biz de bu iki onlu yıllar kutlamasına dergimizde kayıt düşmek istedik ve HP Türkiye Genel Müdürü Emre Alaman ile bir sohbet için şirketin İstanbul’daki merkezinde bir araya geldik. Sohbetimize katılan HP Türkiye’de Geniş Format İş Alanı Müdürü Çağlar Uysal da katılınca kapak konumuzla örtüşen bir sohbeti sizinle paylaşmak imkânı doğdu. İyi okumalar…

Gelecek otuz yılı kutladık

Emre Alaman HP’nin 80. ve HP Türkiye’nin 30. yaş mesajında şirketin kurucuları ve seksen yıl önce ortaya koydukları kültüre atıfta bulunuyor. Koşulsuz bir dürüstlük, saygı, açık iletişim, takım çalışması ve daimi kazanma hırsı. HP kültürünün seksen yıldır tazeliğini koruyor ve sürdürülüyor olmasından da gurur duyduğunu anlatan Alaman, “Bu sene geçmiş otuz yılımız değil, gelecek otuz yılımızı kutladık”, diyor.

 

Ürün katkısı

Hewlett ve Packard’ın seksen yıl önce yazdıkları manifestodan devam edelim. En önemli kurallardan biri de ‘ürün katkısı’. Alaman bu konuyu şöyle özetliyor: “Ürün katkısı kurucularımızın 80 sene önce ortaya koyduğu bir strateji. Yeni ürün geliştirme HP’nin temelinde var. Yeni ürün segmentleri bulma ve bu segmentler içinde ürün yelpazesini geliştirme. Ürün katkısının üç temeli var: Kurucularımız diyorlar ki geliştirdiğiniz fikir teorik olmamalı, gerçekten müşterinin bir sorunu çözmeli. Satın alınabilir bir maliyette olmalı ve kullanılabilir, pratik bir ürün olmalı. Dolayısıyla biz de Türkiye’ye her HP ürününü getirmiyoruz veya her ürünü olduğu gibi kabul etmiyoruz. Türkiye’nin pazar şartlarını ve müşterinin taleplerini çok iyi biliyoruz, 30 senedir buradayız. Hem bugün hem gelecekte nelere ihtiyaç olabileceğini görebiliyoruz. Getirdiğimiz ürünleri ve fiyatlarını pazarın ihtiyaçlarına göre ayarlıyoruz. Yani ‘ürün katkısı’nı ön planda tutuyoruz.”

 

Alaman ‘ürün katkısı’na en yakın örnek olarak da Never Stop Laser’i gösteriyor. Never Stop Laser, HP’nin Eylül ayında lansmanını gerçekleştirdiği bir lazer yazıcı segmenti. Bu yazıcılar yedeğinde bir toner (toz) ile geliyor ve toner bittiğinde kartuş değişimi yapmadan dolum kullanıcı tarafından saniyeler içinde yapılıyor. Böylelikle muadil tonere ihtiyaç ortadan kalkıyor. Alaman, üstelik bu kullanımla sayfa başı maliyette muadil tonerden daha avantajlı bir fiyatın ortaya çıktığına dikkat çekiyor. Yani sıralanan üç temel faydanın hepsi yerine geliyor. Manifestonun üzerinden 80 yıl geçmesine rağmen HP için geçerliliğini koruyan bir şirket kültürü haline gelmesinin en iyi ispatı. Çağlar Uysal da HP adına gelecek ne getirecek sorusuna cevapla aynı kurala vurgu yapıyor ve spota aldığımız garajın altıncı kuralına atıfta bulunuyor:

 

Müşteri ne derse o!

“Müşterilerimiz için her yeni ürünle ortaya koyduğumuz özellik ve kullanım avantajı bir diğer yenilikçi ihtiyacı doğuruyor. Yeni ürünü müşteriler kullandıkça ne gibi yeni ihtiyaçlar ortaya çıkacak, bunları biz de bilmiyoruz. Ama HP bunu sürekli gözlemleyen, müşterileri ile sürekli ilişkisi olan, geri bildirimleri toplayan buna yönelik Ar-Ge ve yeni ürün çalışması yapan bir şirket. Dolayısıyla gelecek, müşterilerin ihtiyacı ile orantılı. Türkiye’de ve Dünya pazarında geniş formatta müşteri ihtiyaçları her ne olacaksa HP, o ihtiyaçları adreslemeye yönelik ürünler çıkaracaktır.”

Alaman ise altıncı garaj kuralını günümüzde nasıl uyguladıklarını şöyle anlatıyor: “Şirket içi hedefleriniz ne olursa olsun, biz pazara bakıyoruz. Eğer bir ürün müşteri tarafından karşılık bulmuşsa bizim için başarılıdır. Never Sotp Laser de kısa zamanda büyük ilgi topladı, toplamaya devam ediyor ve bizim için bu kural yerini buldu. Göreceksiniz yakın zamanda rakiplerimiz de benzer teknolojiyi pazara sunacaklardır.”

 

Bu sözün üstüne konu, haliyle rekabete geliyor. Alaman, rekabetten yana. Rekabetin pazara büyüttüğünü düşünüyor ve “Pazar büyüyorsa biz zaten o büyüyen pazardan en fazla payı alırız” diyor:

 

HP rekabeti seviyor

“Biz rekabeti seviyoruz. Rekabetin genel olarak pazar ve müşteriler için faydalı olduğuna inanıyoruz. Bizim bütün aktivitelerimiz pazarı büyütmek adına. Diyoruz ki pazar büyürse bu pazardan en çok payı zaten biz alırız. Stratejimiz buna göre, ürünlerimiz buna göre, takımımız buna göre. Bazen fiyatla rekabet ediyoruz, bazen ürünle rekabet ediyoruz. Bazen her ikisiyle birden rekabet ediyoruz. Bazen sürdürülebilirlikle rekabet ediyoruz. Yeni ürünler çıkarıyoruz, mesela. Bu yeni ürünlerde okyanuslardan toplanan plastik şişeler kullanılıyor.  Sürdürülebilirlik fikrinin de pazarda bir karşılığı var. Bunu talep eden müşterilerimiz var. Günün sonunda müşteri fiyat odaklıysa bizim de fiyata bakmamız gerekir tabii ki. Ancak unutmayalım HP’nin bir marka değeri var ve biz de bunu korumak için çalışıyoruz. Bununla birlikte pazarda bir konsolidasyon da var, marka sayısı gittikçe azalıyor. Ben bunun önümüzdeki yıllarda da süreceğine inanıyorum. Satın almalar, birleşmeler, kapanmalar bir süre daha olabilir. Bunun da pazarın geneline faydası var çünkü rekabete devam eden firmalar daha çok yatırım yapmaya başlıyorlar, yeni ürünler çıkartıyorlar. Mesela biz Hewlett Packard, HP Inc. olarak ayrılma yaşadıktan sonra her üç ayda bir ortalama yeni bir ürün lansmanı yapabilir hale geldik. Dolayısıyla bu esnekliği ve finansal gücü ve yatırım gücünü firmaların tutması da bu anlamda önemli.” Bu çerçevede geçen bir yıl içinde diğer teknoloji şirketlerinin sundukları yeni baskı çözümlerini de Uysal’ın nasıl yorumladığına kulak verelim. Uysal’a göre şaşırtıcı bulduğumuzu söylediğimiz bu yeni lansmanlar HP dışında uzun zamandır yeni lansman yapılmayışından:

 

Rakiplerimizin yeni lansmanları pazara canlılık getiriyor

“Diğer teknoloji şirketleri kısa bir süre içerisinde yeni ürünler çıkardılar. Ama bu markaların son lansmanlarına bakarsanız çok eski olduklarını görürsünüz. Zaten bu markalar yeni bir ürün açıklamakta çok gecikmişlerdi. Belki bu anlamda arka arkaya ürün lansmanları duyuyor olmanız şaşırtıcı olabilir, sizin için. HP tarafına döndüğünüzde sürekli bir devinimle sürekli yeni ürün çıkarma gibi bir durumu var. Sadece baskı değil, sadece PC değil sadece üretim değil; bütün Ar-Ge’sini bütün kanallarda kullanarak farklı segmentlerde farklı müşteriler için her alanda yeni ürün çıkartıyor. Dolayısıyla rakiplerimizin yeni ürün çıkarması bizim için daha iyi. Kendimizi daha fazla rekabetin içinde hissediyoruz ve bunun pazarda bir canlılık oluşturduğuna inanıyorum.”

 

2019 – 2020’ye dair kısaca…

Aralık sonunda yeni bir yıla gireceğiz ancak HP için yeni mâli yıl 1 Kasım’da başladı. Alaman, “2019’un zor bir yıl olacağını biliyorduk”, diyor ve ekliyor: “En zor pazar şartlarında dahi fırsatlar vardır. Türkiye özellikle birçok fırsatları barındıran bir ülke. Bu pazardaki büyüme ve kârlılık alanlarını gören takımlar da başarılı oluyorlar. 2019 pazar payımızı ve kârlılığımızı ve müşteri ulaşımımızı artırdığımız, kanal ağımızı geliştirdiğimiz çok başarılı bir yıl oldu. Pazara baktığımızda hemen her ürün gurubunda liderliğimizi devam ettirdik. 2019’u ayrıca 2020’ye hazırlık yılı olarak gördük. 2020’nin büyümelerin olacağı bir yıl olacağını 2019 başında tahmin ediyorduk. Hem içeride ekiplerimizin eğitimlerini tamamladık hem iş ortaklarımızın uzmanlıklarını yeniledik. Müşterilerimizle de birçok teknoloji güncellemeleri yaptık. 2020’ye hazırız, bütün bu aktivitelerimiz sayesinde yeni yılda büyümeyi kendi tarafımıza çekebileceğiz.”

Eylül’den bu yana hareketlilik başladı

Alaman, 2019 yılını değerlendirirken hepimizin farkında olduğu durgunluğun Eylül itibariyle hemen her alanda yerini hareketliliğe bıraktığını, söylüyor. 2019’da en fazla daralma gösteren inşaat sektörünün de Eylül itibariyle hızlandığını ve 2020’de en hızlı büyüyecek sektör olduğunu söylüyor. İkinci sırada ise online satışlar var. Alaman’a göre HP için %15’lerden otuzlara doğru yükselen pazar  genel satışlar içinde %50’yi görebilecek. 2019’da daralmayan ve 2020’de büyümesi beklenen sektörler ise ihracat yapabilenler ve savunma sanayii. 2020 ise hem Alaman hem de Uysal için ümit veren bir yıl olacak:

 

Emre Alaman’ın 2020 mesajı

“Hem Türkiye hem de HP için 2020 çok iyi geçecektir. Büyüme planlarımız var hatta üzerine de çıkacağımızı düşünüyorum. Pazarda ertelenmiş bir talep var, bunun ortaya çıkacağını düşünüyorum ve şu an şirket olarak iyi pozisyon aldık. Bayi yapımız, HP organizasyonumuz tamamen büyümeye hazırlıklı durumda. Müşterilerimizle çok yakın çalıştık. 2020’nin büyüme yılı olacağını biliyorum ve bence Türkiye bir süre daha hitap ettiğimiz tüm alanlarda büyümeye devam eder.”

 

Çağlar Uysal’ın 2020 mesajı

“2020’de HP’den yeni ürünler, yeni stratejiler, yeni pazara giriş şekilleri… Her şeyi bekleyebilirsiniz. HP, Pagewide teknolojisini 1994’de üretti. Ancak o zamanın şartlarına uygun maliyetlere indiremediği için arka planda bu maliyetlerin düşmesi bekleyen bir süreç geçirdi. PageWide teknolojisini ilk kez endüstriyel baskı makinelerinde sundu. Daha sonra PageWide XL geniş formatı pazara sundu. Akabinde A4, A3 formatında PageWide teknolojisini pazara sundu. Diğer markalarla en çok karıştırıldığı detay sayfanın baskı kafasının altından geçiyor olması. PageWide’ı geniş formatta tecrübe eden müşteri aradaki farkı çok net görebiliyor.  Aynı kalitede kesintisiz baskının ilerleyebildiğini ve en önemlisi baskı maliyetini en şeffaf biçimde görüyor olması. Herhangi bir sürpriz maliyetle karşılaşmıyor olması önemli. Baskı atığının oluşmaması benzer teknolojiyi kullanan diğer markalarla kıyasladığınız zaman hem baskı maliyeti hem operasyon maliyeti anlamında çok ciddi bir avantaj sunuyor, PageWide ve bu da HP’ye bir avantaj getiriyor. Özetle HP’nin Ar-Ge’sinde sizi hangi sürprizlerin beklediğini bilemezsiniz. 2020’de hep beraber göreceğiz.”

3 Boyutlu Yazıcı Pazarına Bir Parantez

3 boyutlu baskı şaşırtmaya devam ediyor. Farklı yönleri olan bu pazarın tam olarak anlaşılamamış olduğunu varsayarak Alaman’dan anlatmasını rica ettik; HP için 3 boyutlu yazıcı pazarı ne anlam taşıyor:

“Biz endüstriyel 3 boyutlu yazıcı alanındayız. Bu alanda iki pazar var. Biri prototip pazarı. Özellikle sanayi de çok önemli. Bir ürün çıkmadan önce sayısız prototip yapılması gerekiyor. 3 boyutlu yazıcı bu işte hem zamandan hem maliyetten kazandıran bir çözüm.  İkinci pazar ise seri üretim. Çok hacim oluşturmayan ama ürünün pahalı olduğu alanlar. Örneğin otomotiv sektöründe az sayıda üretilen ancak çok yüksek fiyata satılan araçların parçalarında kullanılabiliyor.  Mesela savunma sanayiinde kullanılabiliyor. SİHA veya İHA’larda. Belli parçalarını 3 boyutlu yazıcı ile basmak mantıklı hale geliyor. Çünkü binlerce SİHA üretmiyorsunuz. Belirli bir sayıda üretim var. 3 boyutlu yazıcı elinizin altında olduğu zaman her türlü tasarım değişikliğinde her bir küçük parçayı basıp test etme şansınız oluyor. Kalite kontrollerini çok rahat yapıyorsunuz. Parça uyum, dayanıklılık testlerini daha kolay yapıyorsunuz. Bu sebeple endüstriyel 3 boyutlu yazıcı pazarı daha hızlı gelişiyor. 3 boyutlu yazıcılarda 2019 iyi bir yıl oldu 2020’de de iyi bir yıl olacak.”

 

 

#SİHA #İHA #HP #3boyutluyazıcı #PageWide #EmreAlaman #lansman  #Hewlett #Packard #format #PaloAlto #bayi #ÇağlarUysal #online #endüstriyel  #sanayii

İnceleyin

FOTOGRAF SANATÇILARI İÇİN ÖZEL ÇÖZÜMLER

Odak Daha Özel Fotograflar İçin Çözümlerini Anlatıyor Tasarımdan Üretime Renk Mükemmelliği sloganı ile renge dair ...